Klinik Psikolog Dr. Birgül Emiroğlu Bakay

Merak Edilenler

Bu çok sık karşılaşılan bir durum. Çocuğa “Sende bir sorun var, o yüzden terapiye gidiyorsun” mesajı vermek yerine, onun anlayabileceği yaşa uygun bir dil kullanmak daha doğru olur. Özellikle oyun terapisinde ilk amaç çocuğu konuşmaya zorlamak değildir. Çocuğun yeni ortamı tanımasına, terapistle ilişki kurmasına ve sürece kendi hızında yaklaşmasına izin verilir. Bazen “istemiyorum” demek gerçekten terapiyi istememek değil, bilmediği bir şeyden çekinmek anlamına gelebilir.

Çocuğun terapi odasında kendine ait bir güven alanı olması gerekir. Bu nedenle çocuğun söylediği ya da oynadığı her şey ebeveyne ayrıntılı biçimde aktarılmaz. Ancak çocuğun güvenliğiyle ilgili önemli bir durum olduğunda ya da ebeveynin bilmesi gereken klinik bir konu ortaya çıktığında gerekli paylaşım yapılır. Ebeveyn görüşmelerinde daha çok çocuğun genel süreci, ihtiyaçları ve evde nasıl desteklenebileceği üzerinde dururuz.

Hayır. Bir çocuğun çizdiği tek bir resimden kişiliği, travması ya da psikolojik durumu hakkında kesin sonuç çıkarmak doğru değildir. Resimler bazen önemli bilgiler verebilir ama onları çocuğun yaşı, gelişim düzeyi, öyküsü, davranışları ve klinik gözlemle birlikte değerlendirmek gerekir. Bazen bir resim gerçekten sadece bir resimdir.

Tek başına bu davranış mutlaka bir problem olduğu anlamına gelmez. Çocuklar oyunlarında güç, rekabet, kaybetme, kazanma, korku ve saldırganlık gibi birçok temayı deneyebilirler. Ben tek bir oyundan çok, oyunun tekrar eden örüntülerine, çocuğun duygusuna ve günlük yaşamında başka neler olduğuna bakmayı daha anlamlı buluyorum.

Duyguya izin vermek ile davranışa sınırsız izin vermek aynı şey değildir. Çocuk öfkelenebilir. Öfkesinin kabul edildiğini bilmesi önemlidir. Ama bu, vurmasına, zarar vermesine ya da her istediğini yapmasına izin vereceğimiz anlamına gelmez. Ben bunu şöyle ayırıyorum: “Öfkelenebilirsin; ama zarar veremezsin.” Çocuk hem duygusunun kabul edildiğini hem de sınırın devam ettiğini deneyimler.

Ergenlikte yalnız kalma ihtiyacının artması tek başına bir sorun değildir. Ama odasına çekilme belirgin biçimde arttıysa ve buna okuldan uzaklaşma, arkadaş ilişkilerinde kopma, uyku ya da iştah değişiklikleri, yoğun öfke, çökkünlük veya günlük işlevsellikte belirgin düşüş eşlik ediyorsa daha yakından değerlendirmek gerekir. Burada tek bir davranıştan çok, ergenin genel işleyişinde neyin değiştiğine bakmak önemli.

Hayır. Bazen kişi bir tanıdan çok, kendisini anlamak için terapiye gelir. Bir ilişki döngüsünü fark etmek, yaşamındaki bir geçiş dönemini anlamlandırmak, sınır koymayı öğrenmek ya da uzun süredir taşıdığı bir duygunun ne olduğunu anlamak da terapiye gelmek için yeterli olabilir. Terapi yalnızca “hastalık olduğunda” yapılan bir çalışma değildir.

Hiçbir şey olmaz. Terapiye gelirken hazırlanmış bir konuşmanız olması gerekmiyor. Bazen “Nereden başlayacağımı bilmiyorum” cümlesi zaten başlangıcın kendisidir. İlk görüşmelerde birlikte ilerleriz. Bazen bir olaydan, bazen bir duygudan, bazen de sadece o hafta yaşanan küçük bir şeyden başlarız. Ben danışanın “doğru şeyi anlatması” gerektiğini düşünmüyorum. Terapi zaten birlikte anlamaya çalıştığımız yer.
← Ana sayfaya dön